Aşırı Koruyucu Ebeveynlik Çocuğun Gelişimini Nasıl Etkiler?

Aşırı Koruyucu Olmak Ne Demektir?
Aşırı koruyucu ebeveynlik, çocuğun üzerindeki koruma şemsiyesini hiç indirmemek gibidir. Elbette her anne baba çocuğunu tehlikelerden sakınır; burada kastedilen “aşırı” durum, çocuğun kendi kendine deneyimleyebileceği riskleri dahi yok etmeye çalışmaktır. Örneğin parkta düşmesin diye peşinden bir an ayrılmamak, mutfakta ufak bir bıçak bile eline vermemek, ödevini unutur endişesiyle her gün defalarca hatırlatmak, arkadaşlarıyla tartışsa hemen çözüm üretmek… Bu gibi davranışlar, çocuğu bir nevi “pamuklara sarıp büyütmek” anlamına geliyor. Peki bu tutum, çocuğun gelişimini nasıl etkiliyor?

Özgüven ve Bağımsızlık Üzerindeki Etkileri
Aşırı korunan çocuk, kendi kararlarını verme ve kendi işini yapma fırsatını az bulur. Sürekli yönlendirilen, engellenen veya adına karar verilen çocuk, zamanla özgüvenini yeterince geliştiremez. Örneğin 5 yaşındaki bir çocuk kendi kıyafetini seçip giymek istediğinde “Sen beceremezsin, ben giydireyim” diyen bir ebeveyn, iyi niyetle de olsa, çocuğa “Sen yapamazsın” mesajı verir. Bu mesaj yıllar içinde içselleştirilebilir. Sonuçta çocuk, yeni bir şey denemekten çekinen, önce anne-babasına bakan birine dönüşebilir.

Bağımsız hareket edememek de özgüvenle bağlantılıdır. Kendi başına başarı deneyimi olmayan çocuk, anne babası olmadan zorlanır. Okulda bir problemi çıktığında çözüm üretmek yerine hemen ebeveynini çağırmak isteyebilir. Bu bağımlılık duygusu, yaş ilerledikçe sosyal ilişkilerde ve iş hayatında da devam edebilir. Kendi ayakları üzerinde durmakta zorlanan gençler haline gelebilirler.

Sosyal ve Duygusal Gelişime Etkileri
Aşırı koruyucu aileler genelde çocuklarını sosyal ortamlarda da yakından denetlerler. Diyelim ki çocuğunuz arkadaşının evine gidecek, siz de hep yanında durursanız veya adım adım takip ederseniz çocuk, kendi sosyal deneyimini yaşayamamış olur. Halbuki akran ilişkileri, ufak anlaşmazlıklar, paylaşma gibi deneyimler çocuğun sosyal becerilerini geliştirir. Aşırı koruma bu fırsatları kısıtlar. Sonuçta çocuk ya içine kapanık, anne babaya bağımlı sosyal ortamlarda ürkek biri olabilir; ya da tam tersi, ebeveyn yokken aniden sınırları bilemeyen, uyum sağlamakta zorlanan biri olabilir (çünkü kuralları hep anne babası koymuştur, dış dünyada bocalar).

Duygusal olarak ise aşırı korunan çocuklar hayal kırıklığına tolerans geliştirmekte zorlanırlar. Çünkü anne baba hep yolu düzlemiştir, engelleri kaldırmıştır. Gerçek hayatta işler her zaman istenildiği gibi gitmez; bu çocuklar küçük aksiliklerde bile büyük stres yaşayabilirler. Örneğin okulda bir projede seçilmemek onlar için dünya sonu gibi gelebilir çünkü başarısızlık duygusuna alışkın değillerdir. Bazıları çabuk pes edebilir ya da ağlama, öfke nöbeti gibi tepkiler verebilir, çünkü duygusal dayanıklılık kasları aile tarafından hiç çalıştırılmamıştır.

Sorumluluk ve Problem Çözme Becerileri
Aşırı koruyucu ebeveyn, çocuğun karşılaştığı sorunları genelde onun yerine çözer. Kayıp eşyasını arar bulur, unuttuğu ödevi için öğretmenle konuşur, arkadaşlarıyla sorun yaşarsa diğer ebeveyni arayıp düzeltmeye çalışır. Böyle bir ortamda büyüyen çocuk, problem çözme becerisini geliştiremez. Karşısına bir engel çıktığında ne yapacağını bilemez, panikleyebilir veya hemen bir yetişkin yardımına ihtiyaç duyar. Halbuki kendi küçük problemlerini çözmeyi öğrenmek, çocuk gelişiminin önemli bir parçasıdır. Basitçe, oyuncak kulesi yıkılan bir çocuğa hemen müdahale etmez de “Nasıl daha sağlam yapabiliriz acaba?” diye yönlendirirseniz, o çocuk deneme-yanılma ile çözüm bulmayı öğrenir.

Sorumluluk konusu da benzer. Tüm sorumlulukları ailesi tarafından üstlenilen çocuk, hiçbir alanda inisiyatif almayı öğrenmez. Bu da ileride hem okul hayatında hem kişisel yaşamında sorun olabilir. Örneğin ödev yapma sorumluluğu kazanmamış bir çocuk, ileride iş sorumluluğunu da erteleyebilir veya anne babası motive etmeden bir işi tamamlamakta zorlanabilir.

Aşırı Koruyucu Tutumu Nasıl Dengeleriz?
Öncelikle, çocuğunuzun yapabileceği şeyleri ona bırakmayı alışkanlık haline getirin. İki yaşındaki bir çocuk bile kendi döküp saçsa da kaşığını tutup yemek yemeyi öğrenebilir. 7 yaşındaki bir çocuk okul çantasını kendisi hazırlamalıdır (siz yanında kontrol edici olarak bulunabilirsiniz, ama işi o yapsın). 10 yaşındaki bir çocuk bir arkadaş anlaşmazlığını kendi çözmeyi denemelidir (sadece ciddi bir durum varsa müdahil olun).

Risk almalarını tamamen engellemeyin; tabii burada bahsettiğimiz risk, yaşına uygun küçük riskler. Mesela oyun parkında yüksekçe bir tırmanma alanı var ve çocuğunuz denemek istiyor, siz “düşersin” diye korkup tamamen yasaklamak yerine, yakın durup düştüğünde destek olabilecek mesafede bekleyin. Denesin, belki düşecek ama tekrar denediğinde başardığını görecek. Bu deneyim ona cesaret verecektir. “Helikopter” modundan çıkıp “gözlemci rehber” moduna geçmek diyebiliriz buna.

Ebeveyne Düşen Görev: Güvenli Bağlanma, Sağlıklı Bırakma
Aşırı korumacı olmayalım derken, tamamen ilgisiz kalalım demek istemiyoruz. Burada önemli olan dengeyi bulmak. Çocuğunuz bilsin ki siz her zaman onun arkasındasınız, onu seviyorsunuz; fakat her şeyi onun yerine yapmayacaksınız. Mesela okulda bir proje yapacak; bırakın kendi yapsın, siz malzemeleri sağlamak veya fikir vermek konusunda destek olabilirsiniz, ama proje onun eseri olmalı. Sonuç mükemmel olmasa da kendi emeği olduğunu bilsin. Ebeveyn olarak sonuçtan çok çabanın değerli olduğunu vurgulayın. “Kendi başına denedin, gayret ettin, benim için sonucu önemli değil, uğraşman çok güzel” gibi geri bildirimler verin.

Çocuğunuzu aşırı koruma isteğiniz genelde onun canının yanmasına dayanamayışınızdan gelir. Ancak hayatta ufak “can yanmaları” büyümenin bir parçasıdır. İlk kez düştüğünde acıyı öğrenir, ilk kez bir arkadaşı onu reddettiğinde duygusal olarak güçlenme şansı olur. Siz orada olup duygusunu paylaştığınız, ona sarıldığınız sürece bu deneyimler onu daha dirençli yapar. Tüm engelleri kaldırırsanız, en ufak tökezlemede yere yapışır kalkamaz hale gelebilir.

Sonuç:
Aşırı koruyucu ebeveynlik, çocuğun iyi niyetle cam fanusta yetiştirilmesi gibidir; dışarıdaki gerçek dünyaya çıktığında rüzgardan, tozdan hemen etkilenir hale gelir. Çocuğunuzu sevgiyle destekleyin ama kendi birey olduğunu ve büyüdükçe ayrı bir yaşamı olacağını unutmayın. Ona kendi kanatlarıyla uçmayı öğretirseniz, hem sağlıklı gelişir hem de sizin ilişkiniz güçlenir. Her gelişim adımında bir adım geri çekilip “Bunu artık kendi yapabilir mi?” diye sorun kendinize. Yapabiliyorsa, cesaretlendirin ve izleyin. Gerektiğinde elini tutun ama sürekli kucakta taşımayın. Bu denge, çocuğunuzun hem güvende hem de özgür hissetmesini sağlayacaktır.

Leave A Comment